Haberler

Lefkoşa Surlariçi Şehir Müzesi için, 39 Sanatçının Eserlerinden Oluşan 09 Eylül Lefkoşa’nın Fethinin 450. Yılı Gününde Gerçekleştirilen Karma Sergi Açıldı

Lefkoşa Surlariçi Şehir Müzesi için Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Türk Dünyasından toplam 39 sanatçının eserlerinden oluşan “Lefkoşa’nın Fethinin 450. Yılı Karma Sergisi” gerçekleştirildi.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Sergi Salonunda yer alan açılışa; Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ.Günsel, Enstitü Müdürleri, Dekanlar, Öğretim elemanları ve sanatçılar katıldı…

Sergide, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı ve Sergi Küratörü Prof.Dr. Erdal Aygenç, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ birer konuşma gerçekleştirdiler. Daha sonra sergi salonunda sergi kurdelesi kesildi.

Prof.Dr. Erdal Aygenç; “Sanatın sevmekle, aşkla sımsıkı bağlarının olduğuna inanıyorum. “
Sergi küratörü Prof.Dr. Erdal Aygenç, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi kapsamında düzenlenen 357. serginin açılışı olduğunu belirterek; “Her açılışta sanata ve sanatçıya dair isabetli ve güzel konuşmalar yapıldı. Bugün cümlelerimi “sevmek, biricik haklılığımızdır” diyen bir şairin sözlerini ödünç alarak kurmak ve sanatın ne olduğunu bir başka boyutta, kısaca açıklamak istiyorum.  Çünkü sanatın sevmekle, aşkla sımsıkı bağlarının olduğuna inanıyorum.

Sanat, en büyük özgürlüktür. İnsanı dünyanın hazineleri ile buluşturan bir arınmadır sanat. Kirlenen yürekleri yağmur sularıyla yıkamak, sonra da içtenliğin rüzgârıyla durulayıp iğde kokularına sarmaktır.

Işıkları kesilmiş odalarda kirpiklerden ve parmaklardan mumlar yakıp, derin bir hazla ışıldayan güzellikleri seyretmektir. İnsan onurunu kutsamak ve onu yüceltmektir.

Zorun, zorluğun, kanıksamanın ve alışkanlığın insan ruhunda açtığı yıkıma karşı, en ince, en güçlü, her zaman yeni, direnme duygusudur.  Sanat, uçurumun kıyısında tutunduğumuz gelincik sapı, ölümle yaşam arasındaki baş dönmesidir. Duyarsızlığın siyah ordusuna karşı, yürek çarpıntılarından oluşturduğumuz ışıklı bir korunaktır.

Sanat, bizi onaran, sesimizin en duru aktığı yataktır. Sanat, barışın göbek adıdır. Bütün dillerin ortak şarkısıdır. Gecenin karanlığında dillerimizde çırpınan ıslıktır.

Tüm bunları yaşamamıza olanak sağlayan ortamlardan biri de kuşkusuz müzelerdir.

Toplumun sanatla bütünleşmesini sağlamada, sanat ve sanatçıya verilen değerin artmasında rol oynayacak yatırımlar yapan Yakın Doğu Üniversitesi müzeler zincirine bir yenisini, “Surlariçi Şehir Müzesi”ni ekliyor.

Karma sergide sergilenen eserler Kıbrıs Şehir Müzesi’nde sergilenecek
Sanata ve sanatçıya değer veren, toplumun bütünlüğüne özen gösteren Günsel ailesinin girişimi ile Girne Kapısındaki eski Ziraat Bankası binasının restore edilmesiyle hizmete girecek olan müze, Kıbrıs’ın kültürel kimliğinin ulusal ve uluslararası sanat ortamı ile paylaşılmasına aracılık edecek. Müzede tarihi soluma mutluluğu yaşayacak olan ziyaretçiler aynı zamanda kültürel kökleri ile bağ kurma fırsatı da bulacaklar. Birazdan açılışını gerçekleştireceğimiz sergide yer alan eserler de bu müzede sergilenecek. Böylesi büyük mutluluğu bizlere yaşatan başta Kurucu Rektörümüz Suat Günsel olmak üzere tüm Günsel Ailesine teşekkür ediyoruz. Başkalarının hayal etmeye cesaret edemediklerini Yakın Doğu ailesi olarak (bilimde, teknolojide, sağlıkta, sporda, inovasyonda, kültürde,  sanatta) bizzat yaşıyor olmaktan onur ve gurur duyuyoruz. Tüm katılımcı sanatçıları kutluyor, iyi seyirler diliyorum.” Dedi.

Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ; “Osmanlı Devleti Kıbrıs adasının fethine başlamadan önce hukuken kendisine ait olan adayı Venediklilerden barış yoluyla talep eder.”
Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ ise, Doğu Akdeniz’de bulunduğu özel konumdan dolayı tarih boyunca bir cazibe merkezi olan Kıbrıs’ın, 16. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı toprakları arasında sıkışmış durumda olduğundan bölgenin güvenliği ve hâkimiyeti için fethedilmesi gerekliliğinin hasıl olduğunu belirterek; “Dolayısıyla Osmanlı Devleti siyasi, ekonomik, dini vb. sebeplerden dolayı adayı fethetmek ister. Osmanlı Devleti Kıbrıs adasının fethine başlamadan önce hukuken kendisine ait olan adayı Venediklilerden barış yoluyla talep eder. Ancak Venedik Devleti’nin olumsuz cevap vermesi üzerine Osmanlılar Kıbrıs’ın fethi için gerekli hazırlıklara başlar ve Osmanlı Donanması Kıbrıs seferi için 1570 yılı baharında İstanbul ve diğer merkezlerden yola çıkar.

Osmanlı Donanması 2 Temmuz’da Limasol önlerine ulaşır. Limasol ve Larnaka’nın birer gün arayla günde fethinden sonra sıra adanın merkezinde bulunan Lefkoşa’ya gelir. Temmuz ayı ortalarında adanın merkezi olan Lefkoşa’nın zorlu kuşatması başlar. Zorlu ve yorucu bir buçuk aylık kuşatmadan sonra Osmanlı askerleri 9 Eylül 1570 tarihinde Lefkoşa’yı fethetmeyi başarır. Osmanlı ordusunun serdarı olan Lala Mustafa Paşa Lefkoşa’nın fethiyle birlikte St. Sophia Katedral’ini (Selimiye Camii) camiye çevirterek ilk Cuma namazını burada kılar. Lefkoşa’nın fethiyle birlikte Kıbrıs Beylerbeyliği kurularak ilk Beylerbeyliğine de Muzaffer Paşa atanır.